Çavdar Tarlasında Çocuklar

Merhabalar,

Salinger’in “Çavdar Tarlasında Çocuklar”dan söz ediyorum.

Çavdar Tarlasında Çocuklar, varlık gösterme sorunsalı yaşayan ve yetişkinlerle düşünsel anlamda çetin bir savaşta olan Holden Caulfield’ın ailesinden habersiz New York’ta geçirdiği bir haftayı ele alıyor.

Çavdar Tarlasında Çocuklar yüzyılın en iyi kitaplarından biri sayılıyor.

Roman, Holden Caulfield’ın derslerindeki başarısızlıklarından dolayı okuldan atılmasıyla başlar. Ailesine söyleyememiştir ve gizlice bir haftalığına New York’a gelir. New York, birçoğumuz için hayaller şehri olsa da, Holden için tamamiyle bir “hayat okulu” olmuştur.

Ergenliği bir haftada bitirmiştir. Cinsel deneyim kazanmak uğruna, otelin bellboyundan dayak yer; anlaşılmak ümidiyle çocukluk arkadaşı Sally ile çıkmaya başlar fakat dobralığıSally’nin arkadaşlığından olmasına sebebiyet vermiş yahut candan güvendiği eski öğretmeni Bay Antolini’nin homoseksüel tavırları karşısında- yönelimleriyle zorlanarak hem büyük bir şehre hem insanlara güvenini tamamen kaybetmiş ve önceden de belirttiğim gibi bu güven kapılarını sadece kız kardeşi Phoebe kırabilmiştir.

Büyük bir çerçeveden bakacak olursak Salinger’in 1949’da yazdığı romanın dünyasıyla günümüz dünyası arasında pek de bir fark yok.

Hepimizin ya da abartmayacak olursak birçoğumuzun geçtiği yolları, genç zihinlerin tarafını tutacak şekilde alaycı ve yetişkinlere karşı eleştirel bir üslupla Holden, genç kitlesi için konuşuyor.On yedi yaşında, kendi dilini oluşturmuş bir genç. Tabi ki bunda en büyük faktörü onun yaratıcısı Salinger’dir. Hayattaki en özgün diller ve duygular, yaşamda edinilen hayal kırıklıları veya mutluluklardan kazanılır.

Son olarak da “Çavdarlar”ın öğrettiği bir hayat dersi de, insanın kendi kalabilmesi için mecburen anlaşılmamayı göze alabilir fakat onu anlayan en azından bir kişinin olduğunu da kafasından çıkarmaması gerektiğidir.

Sözü Holden’ın bir sözü ile bitirelim. ““Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir. Ama öylesi pek bulunmuyor.”